Olabildiğince sade ama asil bir duruşu var kitap kapağının. Kapağı kaldırınca da anlıyorsunuz ki yine usta bir sanatçının elinden çıkmış resimler ve hikaye. Kitap zaten tasarımından dolayı birkaç ödül de almış. İşte bu yüzden “Ben buradayım!” diyor okuyucuya.

Hikaye çok eski ve sıradan bir hikaye. Okurken hiç şaşırtmıyor bizi. Mesajı net, dolaysız… Resimlere bakarak da anlayabilirsiniz olan biteni. Sanırım yazar ve çizer tek olunca böyle oluyor. Resimler ve kelimeler kardeş oluveriyorlar sayfalar arasında. Bizim çocuklar sevdiler. Sade bir anlatıma eşlik eden, incelerken denizler altındaki hayat hakkında konuşabileceğiniz güzel resimler var. Hikayeye gelince… Bir sürü küçük kırmızı balığın arasında onlardan farklı küçük siyah bir balık var; adı Yüzyüz. Onlardan hızlı yüzen bu balık dev bir balığın saldırısı esnasında tek kurtulan balık oluyor. Yalnız kalmanın hüznüyle kendini yollara vuruyor. Denizin diplerinde bir yolculuğa çıkıyor. Karşılaştığı güzelliklerle mutlu oluyor. Ve sonunda kendine benzeyen ama yine kırmızı balıklardan oluşan bir sürüyle karşılaşıyor. Bu küçük balıklar hep kuytularda saklanıyor, o maviliğin içindeki muhteşem manzaralardan haberleri bile yok. Çünkü büyük balıklar tarafından yutulmaktan korkuyorlar. Ve işte büyük mesaj geliyor; Yüzyüz “Bölünürsek yok oluruz!” diyor onlara. Ayrıntılar için artık kitaba bakıverin bi’ zahmet.

Kaynakça: http://cocuklarokuyor.net/yuz-yuz/